Tohum
  Kurumsal | Mevzuat | Profesyonellere Teknik Bilgiler | Amatörlere
Teknik Bilgiler
| Faydalı Linkler | Galeri | Mera Bitkileri  
 
 
Sebze Türlerinin Sistematikteki Yeri ve Üretimi
:: Phaseolus vulgaris (Fasulye) « Geri     

 

FASULYE YETİŞTİRİCİLİĞİ

1. Ekonomik önemi anavatanı ve yayılma alanları

2. Morfolojik özellikleri

 2.1. Kök
 2.2. Gövde
 2.3. Yaprak
 2.4. Çiçek
 2.5. Meyve

3. Tohum ve çimlenme özellikleri

4. Yetiştirilme istekleri

 4.1. İklim isteği
 4.2. Toprak isteği

5. Yetiştirilme şekli

 5.1. Toprak hazırlığı, ekim ve bakım işleri
 5.2. Sulama
 5.3. Gübreleme
 5.4. Tarımsal savaşım

6. Olgunluk hasat ve depolama

7. Verim

8. Tohum üretimi

1. Ekonomik Önemi, Anavatanı ve Yayılma Alanları

 Fasulye ülkemiz insanının beslenmesinde çok önemli yeri olan bir sebzedir. Özellikle insanımızın protein ihtiyacının karşılanmasında önemli bir rol oynar. Olgunlaşmış baklaları olgunlaşmamış tohumlu baklaları bütün olarak ve olgunlaşmış tohumları değerlendirilir. Ayrıca konserve edilerek, dondurularak, güneşte ve yapay yollarla yeşil olarak kurutularak da tüketilir. Kuru fasulyenin milli yemeğimiz oluşu fasulyenin Türkiye için ne kadar önemli oluşunu ortaya koyar. Ülkemizin bütün bölgelerinde kolayca yetiştirilebilmesi üretimin yayılmasını kolaylaştırmıştır. Ülkemizde 450 bin ton taze fasulye 38.500 ton barbunya fasulyesi ve 235.000 ton kuru fasulye üretimi yapılmaktadır.

 Fasulyenin anavatanı Amerika’dır. Amerika’da çok eskiden beri insanlar tarafından tüketildiği bilinmektedir. Amerika kıtasının keşfinden sonra bütün dünyaya yayılmıştır. Ivanov tarafından yapılan araştırmalardan sonra Amerika’dan çıkan gruplar yanında güney Batı Asya’dan neşet eden gruplarda bulunduğu sonucuna varılmıştır Fasulyenin endemik formları Guatemala, Kolombiya, Peru ve Meksika’nın dağlık kesimlerinde görülmektedir. Avrupa’da fasulyenin üretimine ait ilk kayıtlar 1542 yılına rastlamaktadır.

Bu gün bütün dünyada büyük ölçüde üretilen P.vulgaris ile P.coccineus türleridir ve subtropik kuşakta yayılmışlardır. Ülkemizde yetiştirilen fasulyelerin hemen tamamı P.vulgaris türü içinde yer alır. Bunun yanında iri tohumlu P.coccineus ise büyük ölçüde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Zira bu türün çiçekleri büyük ve çok dikkat çekecek canlı renklere sahiptir. Bu türde kotiledon yapraklar çimlenme sırasında toprak altında kaldığı için ilk koltuklarda toprak altında kalır. Bitkinin toprak üstündeki kısımları herhangi bir sebeple zarar gördüklerinde bu koltuklardaki uyuyan gözler uyanarak bitkinin hayatını sürdürmesini sağlarlar ve bitki çok yıllık olarak hayatını sürdürür. Buna karşılık P.vulgaris tek yıllık bir bitkidir. P.coccineus’un ülkemizde insan besini olarak çok az kullanılır. Aslında çok şekilsiz meyvelere sahip olan bu türün aslında çok lezzetli baklalara sahip olduğu biliniyor. Bu türün olumsuz çevre şartlarına dayanıklı olma, sürekli olarak yeni çiçek ve meyve meydana getirme, yüksek sıcaklıklarda da meyve bağlayabilme, hipogeik çimlenme, bitki üzerinde hem olgun meyve tohumlar bulunduğu halde büyüme, çiçeklenme ve meyve bağlamaya devam etmesi gibi özelliklerden yararlanılması yoluna gidilmiştir. P.vulgaris’in ise meyvelerinin büyük bir bölümünü bir defada olgunlaştırması nedeniyle makinalı hasat için ideal bir yapıya sahip olması avantajı vardır. Ayrıca P.vulgaris son derece düzgün şekilli meyvelere sahiptir.

 P.vulgaris’in iki formu vardır, bu formlar:

 P.vulgaris var. Comminus : Sırık fasulyeleri
 P.vulgaris var. Nannus : Yer fasulyeleri
 P.vulgaris var. Comminus ‘da büyüme sınırsız, var nannus’da ise büyüme sınırlıdır.

2. Morfolojik Özellikleri

 2.1. Kök
 2.2. Gövde
 2.3. Yaprak
 2.4. Çiçek
 2.5. Meyve

2.1. Kök

 Fasulyeler tek veya çok yıllık olarak da gruplandırılırlar. Kök yapılar ile tek veya çok yıllık olma yakından ilgilidir. Tek yıllıklar da kök ana bir kazık kök ile bunun çevresinde yayılmış olan kuvvetli yan kökler ve saçak köklerden oluşur. Kökler toprağın 80-100 cm derinliklerine kadar uzanabilirler.

 Çok yıllık fasulyelerde kök depo organı olarak da gelişir ve görev yapar. Böylece bitkinin ikinci yılda gelişmesi için gerekli enerji köklerde depolanır.

 Kazık kök taşlı topraklarda bir engele rastladığında gelişmez, buna karşılık gelişen yan kökler onun yerini alır. Fasulye kökleri de bezelyedeki gibi modoziteler taşır.

2.2. Gövde

 Bitkinin toprak üzerindeki 15-20 cm’lik kısmında dallanma meydana gelmez. Kotiledonlar köklere kadar uzanan kısım ise hipokotyl’ den gelişir. Kotiledonlar çimlenme sırasında toprak altında kalırlar.

 Yer fasulyelerinde gövde 4-8 arasında değişen oldukça kısa yapıda olan internodyum taşır. Gövdenin uç kısmı bir çiçek salkımı ile son bulur. Buna karşılık sırık fasulyede boğum araları uzundur ve boğum sayısı sınırsızdır. Sırık fasulyede gövde sarınıcı bir özelliğe sahiptir. Anormal şartlar olmadıkça genellikle tek gövde şeklinde gelişir. Buna karşılık yer fasulyesinde gövde birkaç dallı olarak gelişir. Fasulyelerde gövde rengi kırmızı pembe ve yeşil olabilir. Gövde rengi ile çiçek rengi arasında da bir ilişki vardır. Renkli gövdelilerde çiçekte renklidir. Gövdenin üstü boyuna çizgili ve hafif tüylüdür.

2.3. Yaprak

 Fasulyelerde yapraklar üçlü bileşik yaprak şeklinde bulunurlar. Yaprakların uçları genellikle sivri olup yaprak kalp şeklindedir. Yapraklar üçlü gruplar halinde gövdeye yukarıya bakan bir açı yapan yaprak sapı bağlanırlar. Çok ender olarak yaprak sapı aşağıya doğru açı yapar. Bu çeşitlerde meyveler yaprakların üst taraflarında görülürler. Yaprak damarları belirgindir. Yaprak yüzey ve uç kısmı tüylerle kaplıdır. Yaprakların gövde üzerinde duruş şekli çeşitlerin tanınmasında önemli teşhis anahtarlarından birini oluşturur. Çeşitler yaprakların duruş şekli ve buna bağlı olarak oluşturduğu bitki yapısına göre dört ana grup altında incelenir.

2.4. Çiçek

 Yer fasulyelerinde çiçekler gövdenin son modyumunun bir salkım şeklinde, sırık fasulyelerinde ise yaprak koltuklarından yine genellikle ikili salkım şeklinde meydana gelirler. Fasulye çiçeğinin yapısı nedeniyle bitkiler mutlak kendini döllerler. Çiçekte alt tarafta bayrak olarak adlandıran orta kısımdan geriye doğğru kıvrılmış taç yaprak, iki adet kanatçık olarak adlandırılan taç yaprak (sol taraftaki sağdakine göre daha büyüktür) bunların içine de erkek ve dişi organları içine alan boru şeklinde kapalı bir yapıya sahip olan ve uç kısmı spiral şeklinde kıvrılmış kayıkçık ter alır. Kayıkçık kanatçık ve bayrağın tabanı çiçeğin sapına çanta şeklinde baplı olan çanak yaprakların içinde sapa bağlanırlar.

 Çiçekte dişi organ ve dişicik borusunda kayıkçığın spiral şeklindeki durumuna uyarak spiral şeklini alır. Dişi organın uç kısmı (Tepecik) yukarıya doğru fırçalı şekildedir. Başlangıçta erkek organlardan daha kısa olan dişicik borusu polen tozu kelerinin ve polen tozlarının olgunlaşmasına eşzamanlı olarak büyüyerek uzar ve polen tozu keserinin oluşturduğu boru içinden geçerken yukarıya doğru fırça şeklindeki tepecik üzerine polenleri alır ve döllenir. Fasulye çiçekleri 10 adet polen tozu kesesine sahip olup bunlardan 9 tanesinin sapları birleşerek bir boru oluştururlar. Bir tanesi ise serbest kalır. Çiçek tomurcuk durumunda iken bayrak kanatçık ve kayıkçığı sarar. Kanatçıkları n biriside diğerini sarmış durumdadır. (kenarlardan katlanmış) Bu çiçek yapısı hem P. Vulgaris hem de P.coccineus’ta aynıdır. İşte bu çiçek yapısı nedeniyle yabancı döllenme hemen hemen hiç söz konusu değildir. Çok yüksek sıcaklıklarda ve bazı böcek ziyaretleri nedeniyle ender de olsa yabancı döllenme görülebilmektedir.


2.5. Meyve

 Fasulyelerde meyve bakla şeklindedir. Çiçeklerde döllenme olduktan sonra oluşan hava sıcaklıklarına bağlı olarak meyve gelişmeye başlar. 30 °C’nin üzerindeki sıcaklıklarda, kuraklıkta (düşük hava nemi) söz konusu ise döllenme olduğu, bakla teşekkül ettiği halde meyve gelişmez ve dökülür. Meyve gelişmesi için ideal sıcaklıklar 15-25 °C arasındaki sıcaklıklardır. Baklalar çeşit özelliklerine bağlı olarak 6-90 cm uzunluklarda i 0ç8-3.5 cm genişlikte yassı, yuvarlak ve oval şekilde olabilirler. Fasulyeler baklaların kılçıklı olup olmamam durumuna göre de gruplandırılırlar. Baklalar etli yapıda olduğu gibi ince, kılçıklı, kılçıksız, iplikli veya ipliksiz olabilirler. Fasulyelerin hemen tamında kılçıki bakla genç ve taze iken görülmediği halde daha sonra görülebilir. İpliklilik de meyve yaşlanması ile belirgin hale gelir. Bazı çeşitlerde ipliklilik belirgin olduğu halde bazı çeşitlerde ise görülmez.. Bakla rengi de çeşitlere göre önemli farklılık gösterir. Mum fasulyelerinde bakla balmumu sarısı renkte olup diğer çeşitlerde ise genç dönemlerde yeşilin muhtelif tonlarında olduğu halde bazı çeşitlerde bakla yaşlandıkça üzerinde genelde mor çizgiler ve alacalılık görülür. Baklanın şeklide önem taşır. Çeşitler orak şeklinde kıvrık baklalı olabildiği gibi kalem gibi düzgün baklalara sahip çeşitlerde vardır. Düzgün şekilli baklalara sahip çeşitler bir çok bakımdan tercih edilir. P.vulgaris’in baklaları düzgün şekilli P.coccineus’un baklalarında ise şekil bozuk ve baklalar irili ufaklıdır. Değerlendirilen kısmın bakla oluşu, fasulyelerde bakla özelliklerini birinci derecede önemli kılar. P.vulgaris’te baklaların önemli bir bölümü aynı dönemde olgunlaştığı halde P.coccineus’ta baklalar kademeli olarak olgunlaşırlar. Bir bitki üzerinde olgunlaşmış bakla ve tohumlar yanında yeni çiçeklenme ve meyve bağlamada görülür.

3. Tohum ve çimlenme özellikleri

 Fasulye tohumları insan beslenmesinde büyük önem taşır. Tohumların bitkisel protein ve karbonhidrat yönünden çok zengin oluşları bu tohumları değerli kılar. Fasulye tohumları renk, şekil ve irilik bakımından çok büyük varyasyon gösterirler. Tohum rengi beyazdan başlayarak koyu siyaha kadar değişiklik gösterir. Düz beyaz tohumlar yanında üzeri çizgili (Barbunya fasulyesi), yarısı beyaz yarısı şarap kırmızısı (alacalı ayşekadın fasulyesi), tamamı bej renkli ve çizgili (Contender fasulyesi) tamamı koyu lacivert renkli (Kara ayşekadın fasulyesi) çeşitleri ülkemizde önemli miktarda üretilmektedir. Tohumları renkli olan fasulyeleri kuru fasulye olarak değerlendirmek (barbunya fasulyesi dışında) pek mümkün değildir. Zira tohum kabuğu rengi yemek suyunun rengini istenmeyen şekilde bozar.

 Tohumlarda şekilde büyük farklılık gösterir. Bilya gibi yuvarlak tohumlara sahip Şeker fasulyesi çeşidi, böbrek şeklindeki tohumlara sahip Horoz Fasulyesi, köşeli tohum yapısına sahip Dermason fasulyesi çeşidi, oval tohumlara sahip olan Simav fasulyesi tohum şekilleri açısından iyi birer örnektir.

 Tohum iriliğide çeşitlere göre ve bakım şartlarına bağlı olarak büyük değişiklik gösterir. P. Vulgaris’in tohumları daima P.coccincus’un tohumlarından daha küçüktür. 3-6 adedi 1 gr gelen tohumlar yanında adedi 3-4 gr gelen tohumlara sahip çeşitler vardır. Kuru fasulye olarak değerlendirilen çeşitlerde tohum kabuğunun rengi yanında tohum kabuğunun kalınlığı da önem taşır. Daneden kolayca ayrılan, kalın kabuklu tohumlar istenmez. Tohumlar çimlenme güçlerini 3-4 muhafaza eder.

 Bakladaki tohum sayısı döllenme şartları ve bakımla yakından ilgilidir.

4. Yetiştirilme İstekleri

 4.1. İklim isteği
 4.2. Toprak isteği

4.1. İklim isteği

 İklim isteği yönünden hassas olup özellikle bazı dönemlerde çevre şartlarına karşı çok duyarlıdırlar ve bu özellikleri nedeniyle başarıyla yetiştirildiği yerler ve yöreler sınırlıdır. Çimlenme için yüksek sıcaklık isterler. 0°C’nin altındaki sıcaklıklar bitkiyi öldürür. Buna karşılık çiçeklenme ve meyve bağlama dönemlerinde yüksek sıcaklık büyük zararlara yol açar. Verim ve kalite çok önemli bir ölçüde düşer

 İlkbaharda özellikle tohum ekiminden çimlenmenin tamamlanmasına kadar geçen süre içindeki yapışlar önemli çimlenme kayıplarına yol açarak başarıyı azaltır. Meyve bağlama döneminde 18-25 °C arasındaki sıcaklıklar optimum meyve tutumu ve gelişmesini sağlar.

 Tohumluk üretiminde ve kuur fasulye üretiminde tohumların olgunlaşması döneminde düşen sürekli yağışlar fasulye üretimini imkansız kılar. Zira bakla kurulduktan sonra ıslanırsa dane kabuğu buruşur ve beyaz renk koyulaşarak satış imkanını sınırlar.

4.2. Toprak isteği

 Fasulye toprak istekleri bakımından seçici bir bitki değildir. Çok hafif topraklar dışında her toprakta yetişebilir. Ancak organik madde yönünden zengin ve su tutma kapasitesi iyi olan topraklarda daha başarılı sonuç verir. Potasyumca zengin topraklarda yetiştirilen fasulyelerde kalite belirgin şekilde artar. Kaymak bağlama özelliğine sahip topraklarda özellikle tohumun çimlenme döneminde düşen yağışlar önemli çimlenme zorluklarına yol açar.

5. Yetiştirilme Şekli

 5.1. Toprak hazırlığı, ekim ve bakım işleri
 5.2. Sulama
 5.3. Gübreleme
 5.4. Tarımsal savaşım

5.1. Toprak hazırlığı, ekim ve bakım işleri

 Fasulyelerin ister yer isterse sırık çeşidi olsun üç şekilde yetiştirildiğini görüyoruz. Bu üç şekilden sonuncusu ülkemizin bazı yerlerinde özellikle kuru fasulye üretiminde kullanılmakta ise de ilkel bir üretim şekli oluşu nedeniyle uygulamasını önermemiz mümkün değildir.

 Üretim şekillerinden birincisi hazırlanan geniş masuraların boyun noktalarında ocak usulü ekimdir. Özellikle küçük alanlarda yapılan üretimlerde ocak usulü ekimdir.

Özellikle küçük alanlarda yapılan üretimlerde, aile işletmelerinde ve sırık fasulye yetiştiriciliğinde uygulanan bir yöntemdir ve ülkemizde çok kullanılır.

 Bu yöntemle üretimde toprak sonbaharda 30 cm derinlikte sürülerek kışa bırakılır. Organik gübre verme imkanı varsa gübreleme bu sürümle birlikte yapılır ve dekara 3-4 ton yanmış çiftlik gübresi verilerek sürümle toprağa karıştırılır. Kış döneminde yabancı ot mücadelesi dışında herhangi bir işlem yapılmaz. Bitki çok çabuk büyüyerek toprağı kapattığından gübreleme işlemi ekimden önce yapılmaz. Bitki çok çabuk büyüyerek toprağı kapattığından gübreleme işlemi ekimden önce yapılmış olmalıdır. İlkbahar da sürüm sırasında tavın muhafaza edilmesi yetiştiricilik açısından çok önemlidir. Zira fasulye çimlenmesinin başarılı olması için yüksek toprak sıcaklığı ve nem ister. Ayrıca ekim sonrası ve çimlenme öncesi düşecek yağış kaymak bağlamaya ve önemli çimlenme kayıplarına neden olacağından ekimin yapılması için yağış riskinin azalması gerekir. Bu gecikme ve sıcaklığın artması toprak tavının kaçırılmasına sebep olabilir. Bu durumlarda masuralarda ocak usulü ekim suretiyle ekim avantajlıdır. Zira tavlı toprağa ekim yapıldığı gibi tabın kaçması düşünülmeden 40-50 cm aralıklarla masuralar hazırlanarak sulanır ve toprak tavlaşınca ekim yapılır. Daha çok uygulanan yöntem budur. Ekim, masuraların boyun noktalarına sacayağı şeklinde 20-30 cm sıra üzeri mesafelerde her ocağa 2-3 tohum atılarak, 2-5 cm toprak derinliğine yapılır. Sırık fasulyesi yetiştiriciliğinde ocağa ekine tohum sayısı daha fazla, ocakların aralıkları daha sık olmalıdır. Fasulye tohumları uygun çevre şartlarında 6-8 gün içinde çimlenir. Bitkiler toprak üzerine çıkar. Bitki gelişmesi oldukça hızlı olur. Bitkiler ilk hakiki yapraklarını geliştirdiklerinde bir defaya mahsus olmak üzere çapalanırlar. Daha sonra düzenli aralıklara sulanırlar. Sırık fasulyesi yetiştiriyorsak bitkilerde sürgün uçları belirince sırıkların dikilmesi gerekir. Sırık verme işi gecikirse bitkilerin sürgün uçları birbirine dolanır. Bitkilerin büyüme uçları kıvrılarak sarılma özelliğine sahip olduğundan gecikilmesi halinde büyüme uçlarını birbirinden ayırmak son derece zor, hatta imkansızdır. Sırık vermede çok değişik materyal kullanmak mümkündür. Yetiştirici kendisi için en ekonomik materyali seçer ve kullanır. Sürekli olarak sırık fasulyesi üretimi yapmanız söz konusu ise, 8 mm çapındaki sert demirden 2 m boyunda demirler kesilir ve 4 adedi tepe noktasında halka halinde birbirine bağlanır. Daha sonra bu iskelet iki sıra üzerine sıra üzerinde 2-3 ocağı içine alacak şekilde piramid şeklinde demirlerin uç kısmı rüzgardan devrilmeyi engelleyecek şekilde toprağa gömülerek herek verilir. Sırıkların tek tek dikilmesi durumunda fasulye baklaları yapraklar altında kalır. Bazen diğer bitkilerin sürgün uçlarınca sırığa sarılır. Bu nedenle toplama çok zorlaşır ve bakla yapısı bozuk olur. Pramid şeklinde herek verilirse baklalar pramidin iç yüzeyinde aşağıya doğru sarkarlar. Kolayca görülüp kolayca toplanırlar. Düzgün şekilli baklalar hasat edilir. Bitkiler üzerinde hasata geldiği halde görülmeyip unutulan meyveler olmaz. Fasulyelerde bitki üzerinde meyve unutulması bitkinin daha erken dönemde yaşlanmasına ve bu nedenle verim düşüşüne neden olur. Hereklerin tek tek verilmesi bu sakıncaları getirir. Ancak demirler üzerindeki sarılmış gövde kalıntılarının sıyrılarak atılması çok kolay olur. Ağaç hereklerden bu gövde kalıntılarını uzaklaştırmak çok zaman alır.

 Yetiştirdiğimiz, çeşit yer fasulyesi ise çapalama işlemi tamamlandıktan sonra sulama, hastalık ve zararlılarla savaşım dışında bir işlem yapılmaz.

 Bu günün modern yer çeşitlerinde meyvelerin çok büyük bir bölümü aynı dönemde oluşur ve hasat olgunluğuna gelir ve fasulye hasadını makine ile yapmaya imkan verir. Düzenli sulama başarılı üretimin temel şartlarındandır. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde fasulye tarımının şu veya bu sebeple gecikmesi başarıyı sınırlar, hatta bazen tamamen imkansız kılar. Bu nedenle fasulye üretimi ilkbahar döneminde yüksek yörelerde yapılır. Bu bölgelerimizde sonbahar üretimi ilkbahar üretimine göre çok daha başarılı olur. Bu dönemde üretilen fasulyeler ilkbahar dönemi üretimine göre daha kaliteli olur, birim alandan elde edilen ürün en az %50 oranında artar. Sırık fasulyelerine göre daha uzun süre ürün veriler. İlkbahar döneminde süre uzayınca sıcak döneme girilir ve bu nedenle sıcak bölgelerde üretimi yapılamaz.

 Fasulyelerde büyük boyutlu üretimlerde kullanılan ekim şekli ise düz tarlaya mibzerle yapılan ekim şeklidir. Bu üretim şekli ister konserve endüstrisi ister sofralık pazarlanmak üzere isterse tohum ve kuru fasulye üretimi için olsun her üç amaçlı üretimde de uygulanan modern ekim şeklidir.
 Bu yöntemle yapılacak ekimde tarla, masuralara ekim şeklinde olduğu gibi gübrelenir, işlenir, toprak ekim tavında iken işlenerek ekime hazırlanır. Bu şekilde ekime hazırlanmış olan tarla 2-3 gün süre ile olduğu gibi bırakılarak tarlanın tav derinliğinin yeknesaklaşması sağlanır. Daha sonra 50-60 cm sıra arası mesafe ile sıra üzerinde 20-25 cm’de bir tohum gelecek şekilde toprağın tav seviyesinin 3-5 cm altına gelecek şekilde mibzerle ekim yapılır. Dekara kullanılan tohum, ekim sıklığı ve özellikle de çeşidin dane iriliğine bağlı olarak 6-18 kg arasında değişir.

 Fasulye tohumlarında çimlenme sırasında fasulye sineği büyük zarara yol açabilir. Bu nedenle tohumun ekim öncesinde mutlaka ilaçlanması gerekir. Bu yöntemle yapılan yetiştirmede bitkiler iki hakiki yaprak geliştirdiklerinde makine ile çapalanırlar ve makinanın yanaşamadığı dar şerit üzerindeki otlar el çapası ile alınırlar. Daha sonra sıralar arasında son işleme ile küçük domuz burnu geçirilerek ortadaki işlenmiş toprak bitki sıraları üzerinde doğru atılır ve sulamayı kolaylaştıracak şekilde dar karıklar açılır. Salma yöntemi işe sulama yapılacaksa bu karıklar sulamayı kolaylaştırır. Bitki sıraları üzerine doğru atılan besin maddelerince zengin toprak bitkilerin daha iyi gelişmesini sağlar.

5.2. Sulama

 Fasulyeler çimlenme ve meyve bağlama döneminde yüksek sıcaklığa ve kuraklığa karşı çok hassastırlar. Meyvelerin bu dönemde dökülmesini önlemek için bitki çevresindeki rutubeti yüksek tutmak şarttır. Bu nedenle çiçeklenme ve meyve bağlama döneminde sulama sayısını yüksek tutarak meyve bağlama ve meyve gelişmesine yardımcı olmak gerekir. Fasulyelerde özellikle yer çeşitlerinde sulamanın yağmurlama yöntemi ile yapılması başarıyı arttırdığından yağmurlama sulama yöntemi tercih edilir.

5.3. Gübreleme

 Fasulyelerde suni gübre kullanılarak yetiştirme yapılacaksa gübrenin tamamı bir defada ve ekimden 2-3 hafta önce sürümle toprağa karıştırlmalıdır. Fasulyelerde toprağın yapısına bağlı olarak bir dekar alana ortalama 12-14 kg sülfat formunda N, P2O5 ve 10-12 kg K2O verilir.

5.4. Tarımsal savaşım

 Fasulye yetiştiriciliğinde en çok görülen hastalıklar antraknoz ve pas hastalığıdır. Bu hastalıklarla mücadelenin zamanında aksatılmadan yapılması gerekir.

 Fasulye yetiştiriciliğinde yaprak bitleri, burukuslar ve empoaska’lar büyük zarara yol açarlar. Bu nedenle bu zararlılar ile mücadeleye ilk gerçek yaprak oluşumunda başlayarak zararlıların tarlaya girip yayılmaları önlenmelidir.

6. Olgunluk, Hasat ve Depolama

 Fasulyeler taze olarak değerlendilecekse hasadın elle veya makine ile yapılmasına bağlı olmak üzere hasat zamanı tespit edilir. Makinalı hasatta bitki üzerindeki meyvelerin tümünde ortalama en yüksek hasat edilebilir meyveye ulaşınca makine ile bir defada hasat yapılarak meyveler özel ayırma yöntemleri ile gruplanarak değerlendirilirler.

 Elle yapılan hasatta ise 3-4 günde bir defa hasat olgunluğuna gelmiş fasulye meyveleri toplanırlar. Hasatta bitkinin zarar görmesine özen gösterilir. Baklalar yukarıya doğru çekilerek koparılırlar. Baklaları aşağıya doğru koparmaya çalışmak bitkiye zarar verir.

 Hasat edilen fasulyelerde meyvelerin pazarlanmaya kadar muhafazası önem taşır. Hasattan sonra meyvelerin gölge bir yerde yüksek rutubetli (%80’in üzeri) bir ortamda korunarak su kaybetmeleri önlenmelidir. Akis halde fasulyeler hızla su kaybederek pörsürleri, Pazar değerlerini kaybederler. %80 üzerindeki nem içerek ortamlarda +4-5 °C’de 8-10 gün süre ile muhafaza edilirler.

7. Verim

 Fasulyelerde verim yer çeşitlerinde dekara 1200-1300 kg, sırık çeşitlerinde ise 1800 2000 kg arasında değişir. Sırık çeşitlerinde daha yüksek değerlerde ulaşmak mümkündür.

8. Tohum Üretimi

 Fasulyeler çiçek yapıları nedeniyle kendini dölledikleri için izolasyona gerek kalmadan yan yana yetiştirme yapılarak güvenle tohum alınabilinen bitkilerdir. Tohum üretimi için yapılan üretimle taze fasulye üretimi arasında hemen hiç bir fark yoktur. Sadece kuru fasulye ve tohumluk fasulye tohumlarda büyük zararlara yol açan burukus zararlılarının önüne geçmek için çiçeklenmek döneminde mutlaka dikkatli bir mücadelenin yapılaması gerekir.

 Ayrıca kur fasulyeden ve tohumluk üretimde harmanlama dönemindeki yağışlardan bitkinin iyi korunması gerekir. Islanan baklalar içindeki tohumların kabukları sararır, koyu renk alır ve kuruduğunda buruşuk kabuk görüntüsü kazanır.

 Bunun için hasat edilen bitkiler halk arasında Çatı diye tabir edilen merdiven şeklindeki kurutma düzenekleri üzerinde alınarak kurtulup harmanlanırlar.

 Tohumluk fasulyelerin harmanlanmasında yüksek devirli makinaların kullanılmasından kaçınmak gerekir. Bu makinalar tohum kabuğu içinde depo yaprakları ve embriyonun kırılmasına neden olurlar ve tohum çimlenme özelliğini yitirir. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey yokmuş gibi görünen tohumlar tohumluk olarak kullanılamazlar.

 Düvenle yapılan harmanlardan elde edilen tohumlarda böyle bir sorun yoktur. Ancak bu tohumların üzerinde düven taşlarının yaptığı çizikler tohumla taşınan hastalıkların yayılmasına yol açar. Başarılı bir tohum üretiminde dekardan çeşide bağlı olmak üzere 180-240 kg arasında verim alınır. Harmandan elde edilen saman çok kıymetli bir hayvan yemi olarak değerlendirilir.




« Geri     
Tohum Üreticileri Platformu | Phaseolus vulgaris (Fasulye)
 
 
© Tohumcu.org Tüm Hakları Saklıdır. Değişim Bilişim
 
tohum tohumcu tohumcular tohumculuk tohumu tohumları tohumluk tohumluğu balıkesir sertifikalı standart sebze buğday çeşitleri yetiştiricileri yetiştiriciliği üretimi üreticileri ıslahı ıslahçıları dağıtıcıları alt birliği  birliği firmaları şirketleri sanayicileri Börülce Bakla Patlıcan Turp Bezelye Fasulye Barbunya Marul Kıvırcık Salata Baş Bamya Havuç Enginar Sakızkabağı Balkabağı Kestanekabağı Hıyar Kavun Acur Karpuz Biber Lahana Karnabahar Alabaş Şalgam Kırmızıpancar Pazı Pırasa Kabak soğan   tohumcu