Tohum
  Kurumsal | Mevzuat | Profesyonellere Teknik Bilgiler | Amatörlere
Teknik Bilgiler
| Faydalı Linkler | Galeri | Mera Bitkileri  
 
 
Sebze Türlerinin Sistematikteki Yeri ve Üretimi
:: Lycopersican esculentum (Domates) « Geri     

 

DOMATES YETİŞTİRİCİLİĞİ

1. Ekonomik önemi anavatanı ve yayılma alanları

2. Morfolojik özellikleri

 2.1. Kök
 2.2. Gövde
 2.3. Yaprak
 2.4. Çiçek
 2.5. Meyve

3. Tohum ve çimlenme özellikleri

4. Yetiştirilme istekleri

 4.1. İklim isteği
 4.2. Toprak isteği

5. Yetiştirilme şekli

 5.1. Toprak hazırlığı ekim ve dikim
 5.1.1. Doğrudan tohum ekimi yöntemiyle domates üretimi
 5.1.2. Fide dikim yöntemi ile domates üretimi
 5.1.2.1. Karık tabanına susuz dikim
 5.1.2.2. Suya dikim
 5.1.2.3. Su ile sırta dikim
 5.1.2.4. Makineli dikim
 5.1.2.5. Heinz yöntemi ile dikim
 5.2. Sulama
 5.3. Tarımsal savaşım
 5.4. Bakım işleri

6. Olgunluk hasat ve depolama

7. Verim

8. Tohum üretimi

 8.1. F1 hibrit tohum üretimi
 8.2. Standart çeşitlerde tohum üretimi


1. Ekonomik önemi, anavatanı ve yayılma alanları

 Ülkemiz ekonomisinde çok önemli bir yeri olan domates, yetiştirme yapılan bölgelerde çiftçimizin önemli gelir kaynaklarından birisini oluşturmaktadır. Özellikle Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerinde büyük boyutlarda domates yetiştirilmektedir.

Ülkemizin iklim şartlarında bu sebzenin yetiştirilmesi için çok uygun oluşu, bu sebzeyi işleyecek bir sanayinin 1970’li yıllardan itibaren hızla kurulmuş bulunması, bu sebzeye olan yönelmeyi hızlandırmış ve ülkemiz domates üretiminde dünya ülkeleri arasında alt sıralardan hızla üst sıralara tırmanarak Amerika ve İtalya gibi üretim devlerinin arasına girmiştir. Ayrıca sadece üretim miktarı arttırılmamış domatesten işlenmiş domates ürünleri çeşitlendirilmiş kaliteli ürün satın alan Japonya, Kanada, ABD pazarlarına da mal satabilecek bir üretim kalitesine ulaşmıştır. Bu gün Türkiye üretim miktarı ve ürün kalitesi ile pek çok ülkeyi geride bırakarak ilk üç arasına girmeyi başarmıştır.

 1995 yılı üretim sezonunun sonunda 320.000 tonluk salça üretimine ulaşan ülkemiz bu ürün dışında soyulmuş domatesi kübik kesilmiş domates, güneşte kurutulmuş domates, üretiminde çok önemli ölçülerde arttırmıştır. Sadece ihraç edilen domates ürünlerinin miktarı yaklaşık 200 milyon dolar ile ülke ihracatında önemli bir kalemi oluşturmaktadır. Karadeniz Bölgemizin yoğun yapış alan alanları dışında ülkemizin hemen her tarafında yetiştirilebilen bir sebzedir.

 Ülkemizdeki domates üretimine baktığımızda üretimde her türlü teknik blgi ve üretim aracını kullanarak üretim yapan ABD ve İtalya gibi üretim devlerinin standartlarının üzerinde üretimi gerçekleştiren üreticiler yanında, çok ilkel koşullarda üretim yapan çiftçilerimizin ekseriyeti oluşturduğu görülmektedir.

 Domatesin anavatanı Güney Amerika’dır Jenkins (1948) kültürü yapılan domatesin anavatanının Güney Amerika’nın orta ve güney kısımlar olduğunu bildirmiştir. Bugün kültürü yapılan domateslerin L. hirsitum, L. peruvianum ve L. pimpinellifolium ‘dan faydalanılarak geliştirildiği, ana materyalin ise L. peruvianum olduğu bilinmektedir. Lycopersicon cinsinin bulunuş merkezi Güney Amerika’nın dar batı şerididir. Ekvatorla 30° güney enlemi arasındaki dar batı şeridinin doğusu And dağları, batısı ise büyük okyanusla çevrilidir. Avrupalıların Amerika’yı keşfetmelerinden önce domates yetiştiriciliğine ait hiçbir bilginin bulunmaması Meksika’nın dünyaya yayılış merkezi olduğu tezini kuvvetlendirmektedir. Kiraz domateslerinin bu günkü kültür domateslerinin atası olduğu tartışma kabul edilmektedir. Domates ile daha önce gıda olarak kullanılan Physalis alkekengi (çilek domatesi) ‘nin birbirine genel olarak benzemesi domatesinde besin maddesi olarak Meksika’da ilk defa kullanıldığı tezini ortaya çıkartmaktadır. Domates buradan Avrupa’ya Avrupadanda dünyanın diğer merkezlerine yayılmıştır. Domates Meksika dilinde Tomana olarak adlandırılmaktadır. Bunun dışında Cennet alması, Aşk elması, Peru elması gibi isimlerlede anılmaktadır.

 L.esculentum’un kromozom sayısı 12 olup L.pimpinellifolium’la kolayca melezlenir. L. hirsitum’la çaprazlanabilsede F1 dölleri kısırdır. L.peruvianum polenleri ile L.esculentum döllenirse genellikle partenokarpik meyveler gelişir.

 Bugün domates kuzey ve güney yarı kürede çok büyük alanlarda üretilmektedir. Domatesin ülkemizde yaklaşık 95-100 yıl önce Adana’dan girdiği tahmin edilmektedir. Ülkemizde üretilen yıllık domates miktarının 6.6-7.8 milyon ton değerlerine ulaşmıştır.

2. Morfolojik özellikleri

 2.1. Kök
 2.2. Gövde
 2.3. Yaprak
 2.4. Çiçek
 2.5. Meyve

2.1. Kök

 Domates bitkisi çok kuvvetli bir kök yapısına sahiptir. Bir domates bitkisinin köklerinin 1 m3 hacminde bir toprak içine yayıldığı düşünülürse bitkinin kökleri vasıtasıyla topraktan nasıl yararlandığı anlaşılır. Kökler dallanmış kazık kökler ve bunlardan çıkan sekonder kökler şeklinde gelişir. Ana kazık kök şaşırtma nedeniyle koparılmazsa 125-140 cm derinliğe kadar uzayabilir. Kazık kökün bukadar derinlere gidebilmesi özellikle bitkinin kuraklıkları kolayca atlatabilmesini sağlar. Ancak kazık kökün derinlere gidebilmesi için toprakta oluşan pulluk tablanın kırılması gerekir. Bu nedenle de domates yetiştiriciliğinde pulluk tablanın kırılması büyük önem taşır.

 Domates kökleri su içinde uzun süre (4-5 saat) kaldığında bitki boğulur, pörsür, gelişmesi durur ve bitki bir daha kendisini toparlayamaz.

 Domates kökleri özellikle kök boğazı topraktaki bazı hastalıklara karşı çok duyarlıdır. Kök boğazındaki soymuk demetler çoğu zaman kolayca zarar görebilirler.

 Domates gövdesi toprakla temas ettiği yerden saçak kök meydana getirme özelliğine sahiptir. Bu nedenle bitkinin topraktan daha çok yararlanması için gövde toprak içine yatırılarak veya kök boğazı rutubetli topraklarla doldurularak yeni kök gelişmesi sağlanır. Bitki köklerinin %70-75 gibi bir kısmı toprağın 0-25 cm derinliğinde yer alırlar. Geriye kalan kökler de bu derinlikten daha aşağılarda yer alır. Eğer domates yetiştirilecek tarlalarda pulluk tabanı kırılmamış ise köklerin tamamı bu bölgenin üstünde oluşur ve uzun süreli fazla su verilmesi durumunda bitkiler boğulur.

2.2. Gövde

 Domates bitkileri yer veya sırık çeşidi oluşuna göre farklı gövde gelişmesi gösterirler. Yer çeşitlerinde gövde yine çeşidin özelliğine bağlı olmak üzere az veya çok dallanır. Habitus küçük, orta ve büyük olabilir. Gövde büyüdükçe genellikle çeşit geçici bir özellik gösterir. Erkenci çeşitlerde habitus küçük dallanma ve yaprak azdır. Yer çeşitler determinant çeşitleridir. Sırık çeşitlerinde ise büyümenin sınırsız olduğunu söyleyebiliriz. Bitki sürekli büyüyerek yeni sürgünler meydana getirir. Koltuklardan çıkan bu sürgünler koparılmazsa bitki dallanır ve başat sürgün ucundaki büyümeyi durdurur.

 Domates gövdesi bir destek olmadan ayakta durma gücüne ancak bitkinin gençlik döneminde sahiptir. Bu dönemde yapak miktarı az, meyve ise hiç yoktur. Bu bitkilerde gövde kesiti de yuvarlak yapıdadır. Gövde otsu bir yapıya sahiptir. Bitki yaşlandıkça yuvarlak olan kesit yine köşeli yuvarlak bir yapı kazanır. Gövde içindeki selüloz miktarı artar gövde dayanıklılık kazanırsa da bitki hiçbir zaman bitki meyvelerini taşıyabilecek kadar dayanıklılık kazanamaz. Domateslerde gövdenin üzeri tipik domates kokusunu ve yeşil rengini yapan tüylerle kaplıdır. Gövde üzerindeki yaprakları ve çiçek salkımları almaşık olarak dizilmişlerdir. Boğum arası uzunlukları çok büyük farklılık gösterir.

2.3. Yaprak

 Domateslerde yapraklar bileşik yaprak şeklindedir. Aynen akasya bitkisi yapraklarında olduğu gibi çok sayıda yaprakçık bir yaprağı oluşturur. Ancak bu yaprakçıklar akasya yaprağında olduğu gibi tam karşı karşıya durmazlar ve sapa bağlandıkları yerlerde daha küçük yaprakçık parçaları taşırlar. Yaprakları üzeri gövdede olduğu gibi domates kokusu veren dokunulduğunda yeşile boyayan sıvı içeren tüylerle kaplıdır. Domates bitkilerinde esas itibariyle yapraklar iki grup altında toplanırlar. Birinci grup domates yapraklılar, ikinci grup ise patates yapraklılar olarak adlandırılır. Çeşitlere göre, erkenci çeşitlerde bitki az miktarda ve küçük yaprak ayası oluştururken geçci çeşitlerde yaprak sayısı fazla olduğu gibi yaprak ayaları da geniştir. Yaprakların bitki üzerindeki duruş şeklide önemlidir. Az yapraklı ve küçük yapraklı çeşitlerde meyve güneşe açıktır ve bu çeşitler güneşin etkisinin az olduğu yerlerde ve erkenci üretim amacıyla kullanılırlar. Bu çeşitlerde yapraklar genellikle toprak düzeyi ile geniş açı yaparlar
 Güneşlenmenin fazla olduğu yerlede yetiştirilecek domates meyveleinde güneş yanıklığının önlenmesi için yaprak ayası büyük, bol miktarda yaprak meydana getiren ve meyvelerini yaprakları ile örten çeşitler tercih edilir. Meyve salkımlarının meydana geliş şekli de meyvelerin yapraklar tarafından örtülmesinde önemli rol oynar. Salkımların yapraklar altında oluşması sıcak yörelerde meydana gelen çiçek dökümlerinin ve meyvelerde meydana gelen güneş yanıklığının önüne geçer.

2.4. Çiçek

 Domateslerde çiçekler boğum aralarından meydana gelen bir salkım üzerinde yer alır. Bu salkım basit bir salkım olduğu gibi bileşik salkım şeklinde de olabilir. Çiçekler daima ilk olarak gövdeye en yakınından başlayarak olgunlaşır ve açılırlar. İlk salkımın gövde üzerinde meydana geldiği boğum aralığıda çeşitlere göre değişir. Bazı çeşitlerde 2. Boğum aralığından salkım meydana gelirken bazılarında çiçek salkımı 5-6. Boğumdan sonra oluşur. Salkımlar gövde üzerinde almaşık olarak dizilmişlerdir. Domates çiçeği erselik yapıdadır. Çiçek beş adet uzun, düz veya mızrak şeklinde kıvrık, ilk önceleri taç yapraklara göre daha küçük olan ancak meyve tutumundan sonra gittikçe büyüyen çanak yapraklara sahiptir. Meyveler hasat edilirken meyve üzerinde kalan kısım meyve sapı ile çanak yapraklardır.

 Çiçekte taç yapraklar da beş adet olup uç kısımları geriye doğru kıvrıktır. Domates çiçeği 5 adet parlak sarı renkli erkek organ taşır. Bu erkek organlar taç yaprağın çiçeğe birleştiği yerden gelişirler. Erkek organların sapı oldukça kısa buna karşılık polen keseleri büyüktür. Polen tozu keseleri iç taraflarından (dişicik borusu tarafından) yarılarak polen tozlarını verirler.

 Anterler bir boru şeklinde birleşerek gelişmişlerdir ve dişi organın etrafını sararlar. Bazı domates çeşitlerinde dişi organ anterlerden daha uzundur ve dışarıya çıkar. Salkımda çiçekler, salkımın gövdeye yakın çiçeğinden başlayarak açarlar. Bir salkımda her gün 1-2’den fazla çiçek açılmaz. Çiçek açık olarak 1-2 gün durur. Polen tübü yarıldıktan sonra polenler tepecik üzerine düştükten sonra birkaç saat içinde çatlarlar. Yapılan çalışmalar polen tübünün meydana gelmeye başlaması ile döllenme arasında 24-50 saat arasında bir süre geçtiğini ortaya koymuştur. Bu durum hava sıcaklığı ile ilgili olduğu gibi çeşidin genetik yapısı ile de ilgilidir.

 Currence (1953) domates polenlerinin stigma üzerinde 38°C’de hemen hiç çimlenmediklerini, çimlenenlerde ise tübün döllenmeyi sağlayacak kadar uzamadığını bildirmektedir.

Domates genelde kendine döllenen bir bitkidir. Ancak dişicik borusu uzun olup polen tozu keselerinin yapmış olduğu borunun dışına çıkan varyetelerde %1 civarında yabancı döllenme görülebilir. Bu değer hiçbir zaman%5 oranının üzerine çıkamaz. Domateslerde çok ender olsada kısırlık şeklinde görülür. Seralarda rastlanan bu kısırlığın seralardaki CO2 azlığı ile ilgili olduğu tahmin edilmektedir.

2.5. Meyve

 Domates meyvesi bir üzümsü meyvedir ve genellikle iki gözlü olarak gelişir. Tohumlar bu gözler içinde yer alan ve tohumların çimlenmesinide önleyen bir sıvı içinde yer alırlar. Bu göz sayısı çeşitlere göre büyük farklılık gösterir. Meyve başlangıçta yeşil renkli olup insanlarda toksik etkiye sahip bir akaloid olan Solanin maddesi içerir. Solanin, meyvenin olgunlaşması ile kaybolur. Meyve önce yeşil olum, beyaz olum, pembe olum daha sonrada kırmızı olum safhasına girerek olgunlaşır. Meyvenin rengini, meyve kabuk rengi ile et rengi birlikte oluştururlar. Kabuk rengi şeffaf veya sarı renkli olabilir. Sarı renkli kabuk, kırmızı et rengi ile birleşirse kiremit kırmızısı, şeffaf kabuk kırmızı et rengi ile birleşirse kırmızı domates meyveleri oluşur. Domateslerde meyve kırmızı, sarı ve şarap kırmızısı renkte olabilir.

 Domateslerde meyve şekli ve iriliği çeşitlere göre çok büyük varyasyon gösteriri. 2-3 gr ağırlığında meyve meydana getiren çeşitler yanında meyvesi 800-1000 gr gelen çeşitlerde vardır. Domates meyvelerinde şekil de çok büyük varyasyon gösterir. Sofralık domatesler genellikle 3-5 adedi 1 kg gelen meyve iriliğine sahip, parlak, düz yüzeyli, yuvarlak veya hafif basık şekilli domateslerdir.

 Buna karşılık endüstriyel değerlendirmede kullanılan domateslerde ise şekil amaca göre değişir. Soymalık domatesi ile kübik kesilmede kullanılacak domatesler de şekil farklıdır. Dökme olarak nakledilecek olan çeşitlerde ise köşeli yuvarlak meyveli çeşitler tercih edilir. Meyve şekli tüketim alışkanlıkları ile de yakından ilgilidir. İtalya’da uzun meyveli çeşitler sofralık olarak tercih edilerek kullanılırlar.

3. Tohum ve çimlenme özellikleri

 Domateslerde tohum meyve içinde karpel loplarında ve çimlenmesi engelleyici peltemsi bir sıvı içinde yer alır. Tohum 1 mm kalınlığında, 2-4 mm uzunluğunda ve genişliğinde olup basık şekillidir. Kurumuş tohum taba renginde olup üzeri yoğun bir tüy tabakası ile kaplıdır. ;Tohum ve tohumun üzerini saran sıvı bir torba içinde yer alır. Meyve içinden çıkarılan tohumların üzerinde bu torbayı ve ve içindeki sıvıyı taze ikine uzaklaştırmak oldukça zordur. Bu sıvı ile torbanın tohum alımından sonra 24 saat fermantasyona bırakılması, yıkanmasını ve tohum alımından 24 saat fermantasyona bırakılması, yıkanmasını ve tohum üzerinden uzaklaştırılmasını çok kolaylaştırır. Ayrıca bu torbanın ve sıvının tohumun üzerinden uzaklaştırılması fermantasyonu beklemeden hidroklorik asitle muamele ederek de mümkündür. Bu şekilde fermantasyon uygulayarak veya hidroklorik asitle muamele ederek tohum kabuğu içine henüz nüfus edememiş hastalıklardan da tohum kurtarılmış olur. Daha önce tohumun üzerinin yoğun tüylerle kaplı olduğunu belirtmiştik. Tohumların birbirine şeklinde yapışmasını önleyerek tek tek ekilmesini sağlamak için tohumun üzerindeki bu tüyler özel makinaları ile alınır. Bu tüyler normal tohum ağırlığının %16-18’ini oluşturur. Bu tüyler “hav” olarak adlandırılır. Havı alınmış tohumlar da 300-380 adet tohum 1 gr gelir. Domates tohumları uygun şartlarda korunduklarında çimlenmelerini 5-6 yıl muhafaza ederler. 11 yıllık tohumlar içinde çimlenebilen tohumlar bulunduğu bölümümüzde tespit edilmiştir.

Çeşidin sofralık veya endüstri çeşidi olmasına bağlı olarak 1 ton domatesten 1.3 kg ile 2.4 kg arasında tohum alınır. Meyve gözü sayısı az olan çeşitlerde tohum verimi düşük, çok gözlü meyvelere sahip çeşitlerde ise yüksektir.

4. Yetiştirilme istekleri

 4.1. İklim isteği
 4.2. Toprak isteği

4.1. İklim isteği

 Domates bitkisi gece ile gündüz sıcaklıkları arasında 10-15 °C’lik fark görülen geçiş yöreleri ile kara iklimini sever. Esasen gen merkezine baktığımız zaman bu özelliğini görürü. Bitki yüksek hava neminden hoşlanmaz. Ancak kök çevresinin düzenli su alması bitkinin mükemmel gelişmesini ve ancak kök çevresinin düzenli su alması bitkinin mükemmel gelişmesini ve yüksek verim yapmasını sağlar. Domatesler en iyi gelişimini 15-28 °C arasındaki sıcaklıklarda gösterir. 30 °C’nin üzerindeki sıcaklıklarda da bitki gelişmesi sürer çiçeklenme meydana gelir, Ancak polen çimlenmesi kötüleşir, polen tübü meydana gelse de yeterli derecede uzayamaz. Ve döllenme oluşmadığı için çiçek dökülür, partenokarpik küçük meyveler meydana gelir ve verim azalır.

 Gece gündüz sıcaklıkları arasındaki farklılık hem meyve bağlamayı olumlu yönde etkiler hemde olgunlaşan meyvede renk maddeleri oluşumunu ve a/b renk değerlerinin yükselmesini sağlar.

 Meyvenin olgunlaşması dönemindeki yüksek çevre rutubeti domatese musallat olan hastalık ve zararlıların artmasına yol açar. Bitkinin büyüme döneminde yüksek nem olumlu etki yaparken meyve olgunlaşması döneminde bu etki olumsuzluğa döner.

4.2. Toprak isteği

 Domates bitkisi toprak istekleri bakımından seçici bir bitki değildir. Derin bünyeli besin maddelerince zengin her toprakta başarı ile yetiştirilir. Hafif karakterli topraklarda ürün erken gelişir, bitki daha kısa ömürlü olur. Bu nedenle de verim daha düşük olur. Buna karşılık ağır killi topraklarda bitki gelişmesi başlangıçta yavaş olduğu halde bitki sürekli olarak gelişip yeni sürgünler, yeni çiçekler, ve meyve meydana getirir. Dolayısıyla bu topraklarda verim daha yüksektir. Bitki hastalık ve zararlılara karşı daha dayanıklıdır. Killi topraklarda üretilmiş domates meyveleri daha güzel renk oluştururlar ve daha uzun süre dayanırlar. Bitki toprakta oluşan pulluk tabanına karşı hassas bir yapı gösterir ve kökleri pulluk tabanını kıramaz. Bu nedenle bitkinin iyi bir kök gelişmesi göstermesi için toprakta oluşan pulluk tabanının mutlak kırılması gereklidir.

 Toprağın su tutma kapasitesinin yüksek oluşu bitki gelişmesi ve verimi olumlu olarak etkiler. Domates toprağın pH değerinin 5.5-7 arasında olması gerekir. Başarılı bi domates üretimi için düzenli bir nöbetleşe yetiştirme şarttır. Topraktaki hastalık etmenlerinin konsantrasyonu verimi önemli ölçüde etkiler. Domatesi yetiştirilecek toprağın kök ur nematodlarından temiz olması veya yetiştirilecek çeşidin nematoda dayanıklı olması gerekir.


5. Yetiştirilme Şekli

 5.1. Toprak hazırlığı ekim ve dikim
 5.1.1. Doğrudan tohum ekimi yöntemiyle domates üretimi
 5.1.2. Fide dikim yöntemi ile domates üretimi
 5.1.2.1. Karık tabanına susuz dikim
 5.1.2.2. Suya dikim
 5.1.2.3. Su ile sırta dikim
 5.1.2.4. Makineli dikim
 5.1.2.5. Heinz yöntemi ile dikim
 5.2. Sulama
 5.3. Tarımsal savaşım
 5.4. Bakım işleri

5.1. Toprak hazırlığı ekim ve dikim

 Domates ya yetiştirileceği tarlaya tohumlarını doğrudan ekerek yada fidelerini, fideliklerde yetiştirildikten sonra üretimin yapılacağı tarlaya şaşırtmak suretiyle olmak üzere iki şekilde üretilir.

5.1.1. Doğrudan tohum ekimi yöntemiyle domates üretimi

 Doğrudan tohum ekimi yoluyla üretim, ekim dönemindeki hava şartları ve ekim yapılacak tarlanın yapısı ile yakından ilgilidir. Bu yolla üretim yapılması ekim dönemi olan şubat-mart aylarının çok yağışlı geçtiği yıllarda büyük sorunlar yaratır. Üretim gecikir verim düşer. Bazı yıllarda ise üretim yağış dağılımı ve tarlanın toprak karakterine bağlı olarak hiç mümkün olmaz.

 Doğrudan tohum ekimi yaprak yapılan yetiştirmede aşağıdaki hususları gözönünde bulundurmak gerekir.

• Domates yetiştirilecek tarlaya sonbaharda tarla kuru iken, dip kazan çekilmelidir. Domates tarımının başarısı için bu işin mutlaka yapılması gereklidr.
• Ağır killi topraklarda doğrudan tohum ekimi ile üretimden kaçınılmalıdır. Zira toprak hazırlama, ekim ve tohumun çimlenmesi dönemlerinde büyük sorunlar ortaya çıkar.
• Çimlenme döneminde toprağın tavını kaçırmaması ve mümkün olduğu kadar az kaymak bağlamaması için alüvyonlu topraklar tercih edilmelidir
• Doğrudan tohum ekimi yapılacak tarlaya şubat-mart aylarında ekim yapılabilecek şekilde girilebilmelidir.
• Tohum ekimi yapılacak tarla sonbaharda derin olarak işlenmeli, iklim şartları müsaade ederse ocak veya şubat ayında yeniden derin olmayan bir sürüm yapılmalı veya kazayakları ile yüzeysel olarak işlenmelidir. Doğrudan tohum ekilerek yapılan yetiştirmede yabancı ot büyük sorunlar yaratabilir. Bu nedenle bu sürümler ot gelişmesine engel olmak açısından büyük yarar sağlar.

 Bütün bu hususlar dikkate alınarak seçilen ve hazırlanan tarlaya ekim, ilkbaharın son donlarının ortadan kalkmasından 20-25 gün önce yetiştirme yapılacak yöreye ve toprağın 3-4 cm derinlikte işlenmesine imkan verecek kadar tavlaşmasına bağlı olarak şubat sonu ve mart ayı içinde yapılır. Verilecek fosforlu gübre bu işleme esnasında toprağa verilir. (12-15 kg P2O5 veya 30-40 kg Triple süperfosfat).

Ekimden önce toprağa kompoze gübre vererek de uygulama yapılabilir. Bu durumda ekimden önceki toprak işlemesi sırasında dekara 60-70 kg 15-15-15 gübresi vererek 10-15 cm derinliğe karıştırılır. Bu şekilde yapılan gübrelemeden sonra, ilk çapalama ile birlikte dekara 20 kg potasyum nitrat bant şeklinde bitki köklerinden 15-20 cm uzağa ve toprağın 20 cm derinliğine, ilk meyveler pembeleşince de buna ilave olarak dekara 20 kg Amonyum nitrat suya verilerek tamamlanmış olur.

 Tarlaya doğrudan tohum ekimi hava emmeli, tohumu tek tek atan mibzerlerle (pünoymatik) yapılabildiği gibi basit pamuk ekim mibzerleri ile de yapılabilir. Önemli olan iyi bir tohum yatağı hazırlamak ve tohumu 1-2 cm derinlikteki tavlı toprağa düşürmektir.

 Ekim sırasında verilecek sıra arası mesafesi bölgedeki yetiştirme şekline göre ve çeşide bağlı olmak üzere 120-140 cm arasında değişir. Sıra üzerinde ise 1 m’lik uzunluğa 40-50 tohum düşecek şekilde ekim yapılmalıdır. Böylece dekarda kullanılan tohum miktarı 80-100 gr olmaktadır. Esasen pünoymatik mibzer ile 5-7 cmde bir tohum atılarak yapılan ekimde ise dekara kullanılan tohum 35-50 grama kadar düşürülebilir. Erken dönemde yapılacak ekim ve kötü şartlarda yapılan ekimlerde dekara atılan tohum miktarı yüksek tutulmalıdır.

 Tohum yüzlek düşerse toprak çabuk kuruyacağından çimlenme için yeterlii nemi bulamaz. Çimlenmeye başlamış ve belli bir yere kadar gelmiş bulunan tohum bir defa kurursa bir daha çimlenmez.

 Tohum derine düşerse esasen kötü olan çimlenme şartları (sıcaklığın düşük seviyede oluşu veya fazla rutubet bulunması) nedeniyle tohum yine çimlenmez. Tohumun çimlenmesinde tohumun yaşı, tohumun iriliği ve muhafaza edildiği deponun şartları da rol oynar.

 Yaşlı tohumlarda çimlenme yüzdesi düşer ve tohum geç çimlenir. Tohumun geç çimlenmesi bilhassa tarlaya doğrudan tohum ekiminde birçok sorunu birlikte getirir ve yetiştirmenin başarısını önemli ölçüde düşürür. Bu nedenle direkt tohum ekimi yoluyla üretimde o yıl alınmış çimlenme çimlenme ve sürme gücü yüksek tohumlar kullanılmalıdır. Kalibrasyonda küçük taneli grupta yer alan domates tohumları direkt tohum ekiminde, mecbur kalınmadığı sürece kullanılmamalıdır.

 Domates ekiminden sonra yabancı ot çimlenmesinin önüne geçmek amacıyla yegane selektif herbisit olan “sencor” uygulaması yabancı ot kontrolünde önemli kolaylık sağlar. Bu uygulama tarlanın tamamına değil sadece ekim yapılmış olan sıranın üzerine ve ekim sırasını ortalayacak şekilde 20-30 cm eninde bir şerit halinde yapılmalıdır. Böylece ilaçlama kaplama ilaçlamaya göre 5- veya 7 defa az ilaç kullanılarak başarılı bir şekilde kolayca yapılabilir. Tarlada yabancı ot kontrolü çimlenmenin ve çimlenmeden sonraki bitki gelişmesinin düzenli olmasını sağlar. Domates bitkileri 5-6 cm boy aldığında sıra aralarındaki ilaçlanmayan kısımlarda gelişen yabancı otların kazayakları ile çapalanması gerekir. Bu çapalama döneminde sıralara yaklaşılarak toprağın havalanması sağlanır.

 Havaların ısınmasıyla birlikte bitkiler hızlı bir şekilde gelişmeye başlarlar, bu dönemde sıra araları yılan dilleriyle 15-20 cm derinlikte işlenerek daha önce belirtildiği şekilde verilecek olan azotlu gübrenin yarısı bant şeklinde sıralardan 15 cm uzağa ve 15-20 cm derine gelecek şekilde toprağa verilir. Gübrenin kalan yarısı ise amonyum nitrat olarak ilk domatesler pembeleşince suya verilmelidir.

 Bitkiler toprakta bitki gelişmesi için yeterli rutubet yoksa sıraların iki yanına bitkilerden 15-20 cm uzaklıkta açılan 15-20 cm derinlikteki karıklardan sulanır. Bitkilerin kök çevresinde kaymak tabakası meydana gelmemesine özen gösterilmelidir. Bitkiler 20-25 cm boy alıncaya kadar yağmurlama yöntemi ile sulanırsa daha iyi gelişirler. Daha geç dönemde özellikle mantari hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla yağmurlama sulamadan kaçınılmalıdır.

 Bitkiler ikinci hakiki yapraklarını çıkardıklarında derin olmayacak şekilde çapalanarak seyreltilmelidir. Her 5-6 cm’de bir bitki kalacak şekilde yan yana gelişen bitkiler sökülerek alınmalıdır. Seyreltmeden sonra tarlada kalan domates bitkileri bölgedeki fide dikim büyüklüğüne geldiğinde her 15-18 cm’de bir bitki kalacak şekilde teklenmeli, mümkünse tekleme sulamadan sonra toprak tava gelince yapılmalıdır. Böylece tekleme amacıyla sökülen bitkiler bir başka tarlada mükemmel bir fide olarak kullanılabilir.

 Bu işlemlerden sonra bitkiler yanlara bant şeklinde verilen gübreden de yararlanmaya başlar ve hızla gelişirler. Bu dönemde toprak yılan dilleri ile bitki kökleri zarar görmeyecek şekilde birkaç defa işlenir. Bu toprak işlemesi ile toprak sıcaklığı da yükseldiği için bitki gelişmesi anormal şekilde hızlanır. Bu birkaç gün içinde bitkiler traktörün göğsüne değecek şekilde boy alırlar. İşte bu dönemde fazla zaman kaybetmeden sulama karıkları açılmalıdır. Sulama karıkları domuzburnu ile dikkatlice bitkilerin toprakla gömülmeyeceği şekilde traktörün traktörün göğüs kısmına ve domuzburnu iskeletine naylon sarılarak yapılmalıdır. Böylece boy almış bitkilerin çarpma ile yaralanmaları önlenmiş olur. Çarpma ile yaralanma bir bitkiden diğer bitkiye virüs hastalıklarının taşınmasına sebep olabileceğinden büyük önem taşır. Özellikle sıra başlarındaki bitki yapraklarının traktör tekerince ezilmesi virüslerin hızlı bir şekilde yayılmasına sebep olur.

5.1.2. Fide dikim yöntemi ile domates üretimi

 Fide ile yetiştiricilikte önce domates fidesinin yetiştirilmesi gerekir. Fide üretimi yetiştirmenin amacına ve çevre şartlarına bağlı olarak açıkta ve örtü altında yapılabilir. Genellikle fide üretimi ikinci ürün domates yetiştiriciliği haricinde alçak plastik tünellerde yapılır. Bunun için bölge şartlarına bağlı olarak Ocak ayından Nisan ayına kadar olan dönemde hazırlanan yastıklara sıravari olarak,sıra arsı 13-15 cm, sıra üzeri 1-1.5 cm ve ekim derinliği 1-2 cm’yi geçmeyecek şekilde m2’ye 2-3 gr tohum hesabıyla ekim yapılır. Ekimden sonra yastıklar dikkatli bir şekilde sulanır ve örtülür. Hava şartlarda bağlı olarak 2-3 hafta içinde çimlenme tamamlanır. İlk hakiki yapraklar çıkıncaya kadar yastıklar kapalı tutulur. Daha sonra düzenli aralıklarla havalandırılır. Fidenin gelişme dönemlerinde sulama, hastalık ve zararlılarla savaşım ve yabancı ot mücadelesi dışında herhangi bir işlem yapılmaz. Fideler 3-4 gerçek yapraklı olduklarında seyreltilirler. Çevre şartlarında tarla hazırlığına imkan verdiği döneme kadar fidelerin fazla boylanmadan kalmasını sağlamak amacıyla havalandırma ve sulama faktörlerine çok özen göstermek gerekir. Yapılacak fide dikim şekline göre belli boy kazanan fideler bir gün önceden sulanarak dikkatlice sökülerek ve esas yerlerine nakledilirler. Normal şartlarda tohum ekiminden 40-45 gün sonra pişkin ve kaliteli fideler dikim büyüklüğünü kazanırlar. Bir m2 yastık alanından ortalama 500-600 adet sağlıklı fide elde edilir.

 Fide ile domates üretimi aşağıda sıralandığı gibi 5 şekilde yapılır.
• Susuz dikim
• Suya dikim
• Su ile sırta dikim
• Makineli dikim
• Heinz usulü dikim

 Bu dikim şekillerinden her birinin kendine özgü avantajları vardır. Hiç şüphe yok ki günümüz şartları kolay ve ucuz olanının tercih edilmesine neden olmaktadır. Ancak bu yöntemlerden bazıları bazı bölgelerde zorunlu olarak tercih edilmektedir. Bu dikim ve yetiştirme şekillerinden farkları, avantaj ve dezavantajları, hangi durumlarda tercih edilmeleri gerektiği aşağıda açıklanmıştır.

5.1.2.1. Karık tabanına susuz dikim

 Bu üretim şekli, sürekli olarak sulu tarım yapılan, kök ve kök boğazında zarara yol açan hastalıkların yaygın olduğu bulaşık topraklarda uygulanan, böylece kök hastalıklarının riskini azaltan ve erken dönemde sulama imkanı olmayan, barajlardan sulanan üretim alanlarında başarıyla kullanılır. Bu yetiştirme şeklinde bitkiler 40-50 cm boy alarak tamamen çiçekleninceye kadar sulanmaz. Dikim, karıkların tabanına yapıldığı için fide ilk gelişmesini tamamen işlenmeyen pulluk tabanında yapar bu nedenle de kök sistemi daha derinlerden de su ve besin maddesi alacak şekilde gelişir. Bir domates bitkisinin eni-boyu- derinliği 1m olan bir hacim içinde kök geliştirebildiği düşünülürse bu dikim şeklinden dolayı domates bitkisinin şansının attığı görülür.

 Bu dikim şeklinde üzerinde durulması gereken önemli noktalar şu şekilde sıralanabilir.

 Fidenin kısa boylu ve pişkin olması bu dikim şeklinin başarısı için ilk ve en önemli şarttır. Bu yöntemde dikilecek fidenin en az 40 günlük yaşta olması gerekir. Pişkin olmayan fide ile yetiştirme şeklinde başarılı olması mümkün değildir.

 Bu yetiştirmede eksik fidelerin yerine yenilerini dikip tutturmak çok zordur. Bu nedenle fidelerin iyi korunması ve dikimden sonra meydana gelecek kemirici zararlarına karşı kepekli yem ile ilaçlanma yapılması şarttır. Dikimden önce fideler manebli, Zinepli bir ilaçla hazırlanmış bulamaca batırılarak tutumları kolaylaştırılır ve hastalıklardan korunur.

 Bu dikim şeklinde tarlanın tavı çok önemlidir. Tarla tavında işlenmelidir. Sürüm derinliği 25-30 cm den az olmamalıdır. Tavın kaçmaması için rüzgarlı havada ve sıcak saatlerde toprak işlemesi yapılmaz. Sürüm işleminden önce dekara 50-70 kg 20-20-0 gübresi verilerek sürümle toprağa karıştırılır.

 Dikim tavlı toprakta 120-140 cm sıra arası mesafesi ile açılan 20-25 cm derinliğindeki karıkların tabanına tütün diker gibi dikim kazığı ile karıklar açıldıktan hemen sonra hiç vakit kaybetmeden yapılır. Sıra üzeri mesafesi 20-25 cm’dir. Domuz burnu takılmış olarak hazır bekletilen traktörle, dikici sayısına göre karık açılır. Böylece dikim esnasında bitkilerin tavlı toprağa dikilmesi sağlanır. Dikimin öyleden sonra 15’ten sonra yapılması başarıyı önemli ölçüde arttırır. Böylece tutmayan bitki sayısı azalır. Dikimi yaparken dikim kazığının fidelerin gövdesini ezmemesine ve fide kökünün toprakta iyi temas etmesine, dikim kazığının açtığı çukurda boşluk kalmamasına dikkat edilmelidir. Fiden dikimi mutlaka usta işçiler tarafından yapılmalıdır. Usta bir işçi bir günde yaklaşık 1 dekarlık alanı dikebilmektedir.

 Bu şekilde dikim kazığı ile dikilen bitkiler kök meydana getirip topraktan su ve besin maddesi almaya başlayıncaya kadar solgun bir görünüm gösterir. Sabahları gün doğarken tarlada kontrol yapılarak tutma durumu hakkında bilgi edinilmelidir. Bitkiler dikimin 4. gününden itibaren hızla büyümeye başlarlar.

 İkinci günde yapılan kontrolde dikim hatası veya başka bir nedenle tutmayan bitki varsa bunların yine aynı şekilde dikim yapılır, ancak aşılanan bu bitkilere birer can suyu verilmesi yararlı olur.

 Bu şekilde dikilmiş bitkiler iki hafta içinde büyüyerek 20 cm kadar taç yapılarlar ve karık tabanından tarla seviyesine kadar büyürler, yani 20-25 cm boya ulaşırlar. Bu arada tarladaki yabani otlarla gelişmeye başlar. Bu dönemde boğaz doldurması şeklinde bir çapalama yapılır.


Karıkların kenarındaki tavlı toprak bitkinin kök boğazına çekilerek bitkilerin boğazları doldurulur. Bu çapadan sonra bitkiler çok hızlı şekilde büyürler. Bitkiler fazla büyümeden, çapadan hemen sonra bitkilerden 15-20 cm uzağa ve 20 cm derinliğe bant şeklinde ve dekara 20 kg gelecek şekilde KNO3 (potasyum nitrat) gübresi verilir.

Bitkiler traktörün göğsüne değecek büyüklüğe gelinceye kadar kaz ayakları ile 15-20 cm derinliği geçmeyecek ve bitkilere 15-20 cm mesafe kalacak şekilde birkaç defa toprak işlemesi yapılır. İşleme esnasında bitkilere çok yanaşarak işleme yapılırsa bitki kökleri kesilerek zarar görür ve gelişme durur. Toprak işlemesi esnasında bu hususa dikkat edilmelidir.

Domates bitkileri traktörün göğsüne değecek boya geldiklerinde domuz burnu ile sıraların tam ortasından 25-30 cm derinliğinde sulama karıkları açılır. Bu karık açma işlemi döneminde bitkiler yoğun çiçek meydana getirmişlerdir. Bu çiçeklerin ve bitkinin sürgünlerinin zarar görmemesi için traktörün önünden başlayarak karın kısmı ve traktöre takılan işleme aletlerinin bitkiye değebilecek kısımları meydana gelecek zararları önlemek amacıyla naylonla sarılır.

Karıklar açıldıktan sonra toprak çok hızlı bir şekilde su kaybeder bu bitkinin çiçek dökmesine neden alabilir. Bu nedenle sulama hazırlıkları tamamlandıktan sonra karık yarmak daha akıllıca olur. Yoğun çiçek meydana getirmiş bulunan bitkilerin sulanması çiçeklerin hemen hemen tamamının meyve bağlamasını sağlar ve bitki yanlara verilen gübreden istifade etmeye başlayarak yeni sürgünler ve çiçekler meydana getirir. Böylece bitkinin sürekli olarak gelişmesi ve yeni meyveler meydana getirmesi sağlanır. Bu işlem ürün miktarını ürün arttırır ve ürün sürekliliğini sağlar.

İlk sulama sırasında, özellikle killi topraklarda yapılan yetiştirmede çok dikkatli olmak gerekir. Bilhassa yetiştirmeden önce dip kazan çekilmeyen killi topraklarda az su ile her karığın sulanması şeklindeki sulamalarda bitki köklerinin bulunduğu sürüm derinliğindeki kısım su ile doyduğundan kökler hava alamaz bitkiler solar. Bunu önlemek için bilhassa ilk sulamada dikkatli olmak, sulamayı çok su ile kısa sürede yapmak veya bir karığı sulayıp yanındakini sulamayarak bu riski azaltmak gerekir.

İlk sulamadan sonra topraktaki yabancı ot tohumları çimlenmeye başladığında ikinci sulamayı

Yapmalı ve ikinci sulamanın arkasından karıklar içinde gezebilecek hale gelince yabancı otlara etkili olan selektif tek ilaç olan Sencor uygulaması bu dönemde yapılır.

Sencor dekara 70 gr ilaç gelecek şekilde uygulanmalıdır. Uygulama domates bitkilerinin örtmediği tüm toprak yüzeyine yapılmalıdır. İlaç domates bitkisinin uç dallarına da gelecektir. Bu bitkilerde 1-2 günlük bir durgunluğa neden olmasa da önemli değildir.

Bu uygulamadan sonra domateste yapılacak işler; hastalık ve zararlılarla savaş, düzenli olarak sulama ve sıra üzerinde görülen kaba otların elle alınması şeklinde özetlenebilir.

5.1.2.2. Suya dikim

Bu dikim şekli sıcak bölgelerde çok uygulanır. Tercih edilmesinin nedeni dikimin hızlı yapılabilmesi, tutumda meydana gelen fire miktarının düşük olması ve toprak işleme işinin daha rahat yapılabilmesidir.

Suya dikim yapılacak arazinin işlenmesi toprak tavı ile ilgili olmadığı için toprak tavı kaçmış olsa da işlenebilir. Bu dikim şeklinde toprağın inceltilmesine de gerek yoktur.

Bu nedenle dikimin birkaç gün geç kalması toprak hazırlanması ve dikim bakımından herhangi bir sorun yaratmaz. Sulu dikim yapılacak tarlada toprak 25-30 cm derinlikte sürülür. Sürüm öncesinde dekara 50-70 kg 20-20-0 gübresi verilerek gübrenin sürüm derinliğinde toprağa karışması sağlanır. Sürümden sonra toprakta kesekler meydana gelmiş ise toprağa tırmık çekilerek bu keseklerin kırılması sağlandığı gibi kaba olarak bir tesviye de yapılmış olur. Daha sonra domuz burnu ile 20-25 cm derinlikte karıklar açılır. Sıra aralarındaki mesafe toprak yapısına ve yetiştireceğimiz çeşide bağlı olarak 120-130 yada 140 cm olarak alınır. Karık uzunlukları tarlanın tesviye durumuna ve toprağın yapısına bağlı olarak 25-50 m arasında değişir. Killi ve tesviyesi iyi olmayan tarlalarda karıkların uzunlukları azalır. Alüviyal ve tesviyesi iyi olmayan tarlalarda karıkların uzunlukları azalır. Alüviyal ve tesviyesi iyi olan topraklarda ise karık uzunluğu artar. Daha büyük karık uzunluğunda kaçınılmalıdır. Zira daha uzun mesafelerde ilaçlama ve hasat esnasında büyük zorluklar çıkar.

 Tarla tesviyeli ise sulamanın sifonla yapılması büyük kolaylık sağladığı gibi bitkiler dengeli olarak su alırlar. Bu nedenle sifonla sulamayı tercih etmeli ve buna göre ana kanalların yapılacağı alanlar ayrılmalıdır. Karıklama tamamlandıktan sonra tarla 2-3 gün güneşlenmeye bırakılırsa kök boğazında meydana gelebilecek hastalıklar yönünden yararlı olur.

 Dikimin yapılacağı yer hazır hale geldikten sonra dikim için kullanılacak olan fideler hazırlanırlar. Bunun için fideler, sökümün yapılacağı günden bir gün önce sulanırlar ve dikimin yapılacağı günden bir gün önce akşamüzeri sökülürler. Sulu dikimde en çok kayba yol açan ve dikilen fidelerin kök boğazını yiyerek zarara yol açan toprak kurtları ve kara Fatmalara karşı, birde söküm esnasında yaralanan köklerden bitki bünyesine giren bakteri ve mantarlara karşı fideyi korumak için İnsektisit-Fungusid ve Bakterisid karıştırarak bulamaç hazırlanır ve sökülen fideler bu bulamaç içine batırılarak kasalara dikkatlice yerleştirilir. Kasaların çok doldurulması kasa kenarlarının fide gövdesini ezmesine neden olur ve fideler tarlada gelişemezler. Kasalara konan fideler ıslak bez veya çuvallarla örtülür.

 Suya dikim gününün her saatinde yapılabilir. Dikimin yapılacağı karıklar bol su ile hızlı bir şekilde sulanır. Henüz karıklar su ile doluyken fidenin yapraklı kısımları su seviyesinin üstünde kalacak şekilde bitki gövdesinin kırılmasına meydan vermeden dikilirler. Dikimde fidenin su üstünde kalan kısmının karık içine düşmeyecek şekilde sırta doğru eğik olarak dikilmesine özen gösterilmeli ve dikim esnasında fidenin üst kısmı kesinlikte suya batırılmamalıdır. Dikim ne kadar iyi olursa olsun suya batırılan fideler kurur.

 Bu şekilde yapılan dikimde iyi bir işçi günde 2-2.5 dekarlık bir alanı dikebilmektedir. Dikimden sonra bitkiler birkaç gün bu şekilde bırakılır. Karıklar içinde çatlamalar başlayınca daha fazla beklememeli ikinci sulama hemen yapılmalıdır. Aksi halde fide çevresinde meydana gelen çatlamalar genişleyerek fidenin yeni meydana getirdiği köklerin kopmasına neden olurlar. Bu sulamada suyun ilk sulamadaki seviyesine çıkmamasına ve fidelerin kök boğazının ıslanmamasına özen gösterilmelidir. Bundan sonraki sulama aralığı birkaç gün daha uzar. İkinci sulamadan sonra toprak tavlaşınca kök boğazları bitkilere zarar vermeyecek şekilde elle çapalanır. Bu çapadan sonra da birinci kulağı sökülmüş dörtlü veya beşli pullukla karıkların içini dolduracak şekilde ortadaki toprağın işlenerek karık içerisine çekilmesi sağlanır. Bu işlem boğaz doldurmayı çok kolaylaştırır. Bu şekilde tavlı toprağın kök boğazını örtmesi sağlanarak bitkinin gövdeden köklenmesi teşvik edilir. Daha sonra bitkiye fazla yaklaşmayacak sıra araları kaz ayakları ile işlenir. Bu dönemde domates bitkileri hızlı bir şekilde gelişirler. Bitkiler 40-50 cm boy alıp çiçekleninceye kadar sadece dikkatli şekilde bitkileri yaralamadan ara işlemesi yapılır. Bu arada bitkiye verilecek potasyum nitrat gübresi 15-20 cm kadar derine ve bitkiden 15-20 cm uzağa gelecek şekilde band şeklinde toprağa uygulanır. 15-20 kg/da bir gübre uygulaması yeterlidir. Gübre uygulamasından sonra sulama karıkları geciktirilmeden açılmalıdır. Gecikme, köklerin kesilmesine ve bitkinin traktör ile ekipmanları tarafından hırpalanmasına neden olur.

Sulama karıkların açılmasından önce sulama ile ilgili hazırlıkların tamamen bitirilmiş olması gerekir. Zira karıklar açıldıktan sonra toprak hızla su kaybeder ve bitkiler solar. Karıklar açıldıktan sonra toprak hızla su kaybeder ve bitkiler solar. Karıklar açıldıktan sonra hemen sulamaya geçilmelidir. Bundan sonra yapılan tüm işlemler diğer yetiştirme şeklinde olduğu gibi uygulanarak yetiştirmeye devam edilir.
5.1.2.3. Su ile sırta dikim

 Bu üretim şekli su kaynakları zayıf olan ve düşük debili su kaynaklarına sahip yörelerde uygulanır. Bu yöntem uygulanarak düşük debili su kaynakları ile daha geniş alanlarda üretim imkanı doğar, ancak bu üretim yönteminde diğer yöntemlere göre birim alandan alınan verim daha düşüktür. Sınırla ölçüde ve alternatif bitki yetiştirme imkanlarına sahip olmayan yörelerde zorunluluk nedeniyle uygulanan bir yöntemdir. Damla sulama gibi sulama yöntemlerinin uygulamaya konulması ile yöntem zaman içinde terk edilecektir.

 Bu yöntemde tarla diğer yetiştirme şekillerinde olduğu gibi hazırlandıktan sonra verilecek sıra arasına göre karıklar açılır. Bu karık açma esnasında büyük domuz burnularının arasına takılan küçük bir domuz burnu ile sırtların ortasında derinliği 8-10 cm’ yi geçmeyecek şekilde ikinci küçük karıklar açılır. Dikim az miktarda su ile (1.5-2 inçlik su) hem sulama hem dikim şeklinde sırtta açılan bu küçük karıkların tapanına yapılır. Bu metodda bir işçi günde 1-1.5 da alan dikebilir.

 Bu yöntemde dikim toprak tavının iyi olduğu dönemde yapılırsa bitki gelişmesi olumlu olarak etkilenir.

 Sırtlarda oluşturulan küçük karıklara su ile yapılan dikimden kısa süre sonra bitkilerin çevrelerinde çatlamalar meydana gelir. Bu çatlamalar fazlalaşmadan yine az miktarda su ile sulama yapılarak bitki gelişmesinin başlaması ile birlikte, gerekiyorsa ikinci bir sulama yapılır. Yada sulama yapılmadan kök boğazları tavlı toprakla doldurularak üstten sulamaya son verilir. Sulama esas karıktan sızdırma şeklinde yapılır.

 Bu yetiştirme şeklinde toprak işlemesi ve yabancı otlarla savaşım daha çok el emeği ister. Büyük alanlarda bu metotla üretim yapmak çok zor hatta imkansızdır.

 Bu yöntemle yetiştirmenin Biga yöresinde uygulanan, fide köklerinin bir avuç çamurla kapatılmasından sonra çatlamanın önlenmesi amacıyla fide köklerinin üzerinin kuru toprakla örtülmesi şeklinde de uygulandığını görürüz. Burada yöre çiftçilerinin alışkanlıkları ve buna göre alet ekipman edinmeleri yetiştirme şeklini tayin eden unsur olmaktadır.

 Hangi şekli ile uygulama yapılırsa yapılsın dikim ve boğaz doldurma işleminden sonra yapılan uygulamalar bütün yöntemlerde aynıdır. Bu yöntemde de sulama, bakım, mücadele ve hasat, susuz dikim ve suya dikim şeklinde olduğu gibi uygulanır.

 Bu yetiştirme şeklinin sakıncalı tarafı bitkinin yeterli ölçüde kök geliştirememesidir. Bitki kökleri yüzeysel kalır. Bu nedenle bitki gelişmesi diğer yöntemlerdeki kadar güçlü olmaz. Buna karşılık bitki sadece dikim ve tutum döneminde iken su ile direkt olarak temas eder. Bu nedenle de kök boğazında zarar yapan hastalıklar daha az etkili olur. Daha genç ve küçük boylu fidelerle dikim yapma imkanı vardır, genç fideler daha kolay tutarak gelişirler.

 Yetiştirme şekli ile ilgili tavsiye yaparken bu hususların mutlaka göz önüne alınması gerekmektedir. Üreticiye bu yöntemlerin iyi veya kötü taraflarını anlatarak hangi yöntemi uygulayacağı kararını ona bırakmak daha uygun olacaktır.

5.1.2.4. Makineli dikim

 Bu dikim şekli ülkemizde çok az uygulanır. Bunun ana nedeni de dikim için gerekli olan makinenin tedarik edilmesinin zorluğudur. Ayrıca makineli dikimi her toprakta uygulamak mümkün olsa bile toprak yapısına bağlı olmak üzere önemli zorlukları vardır.
 Ancak makineli dikim modern üretimde başarıyla uygulanan, ucuz ve erkenci üretim yapma imkanı veren bir yetiştirme şekli oluşu nedeniyle tarımı geliştirilmiş olan dikim makineleri ile makineli dikime uygun topraklı fide kullanılarak küçük alanlarda 2-5 dekarlık üretim yapılabildiği gibi 800-1000 dekarlık büyük alanlarda da üretim rahatça yapılabilmektedir. Bu nedenle gelecekte modern üretim yapacak olan çiftçilerimizin bu günden bu üretim şekli konusunda aydınlatılması ve teşkilatlandırılması gerekmektedir. Ayrıca makineli dikimde toprağın hazırlanması ile ilgili olarak da çiftçimizin bilgilendirilmesi ve buna göre ufak tefek değişikliklerle teşkilatlandırılması araç ve gereçlerle donatılması planlanmalıdır.
 Makinelerin gruplar halinde satın alınması ve ortaklaşa kullanılması bugün ülkemizde makineli dikimin önündeki en önemli engel olan makine satın almayı kolaylaştıracak ve birim alana düşürecek olan makine maliyetini önemli oranda düşürecektir.

5.1.2.5. Heinz yöntemi ile dikim

 Bu dikim şekli özellikle yüksek kaliteli sofralık ve sanayi domatesi üretiminde kullanılır. Metodun özelliğinden dolayı el işçiliği oldukça yüksektir ve su imkanlarının çok iyi olduğu şartlarda ve derin bünyeli topraklarda uygulanır. Diğer metotlarla üretilen ürünlerde toprakla temas neticesinde meydana gelen meyve çürümesi bu metotla üretimde hiç görülmez. Ayrıca olgunlaşmış meyveler bitki üzerinde uzun süre bekletilebilir. Bu uygulama özellikle salça sanayinde yüksek kaliteli salça üretimini sağlar. Salçada renk değerleri yükselir ve küf değerleri asgari düzeylere iner.

 Bu yöntemde yapılan yetiştirmede tarla sonbaharda en az 40 cm derinlikte olacak şekilde sürülür. İlkbaharda dikim öncesinde sürüm yine derin sürüm şeklinde tekrarlanır. Bu ilkbahar sürümünden evvel domatese verilecek gübrenin tamamı bir defada olmak üzere toprağa verilmelidir. Sürüm öncesinde dekara 80-100 kg 15:15:15 gübresi verilir ve sürüm ile toprağın sürüm derinliğine karıştırılır. İleride fide dikiminden yapılacağı sırtlarda tavlı toprağın sürüm sıkışmaması için sürümden sonra herhangi bir işlem yapılmadan sulamanın yapılacağı 60-70 cm genişlikte ve 30 cm derinlikteki karıklar 160 cm sıra arası mesafesi ile açılır.

 Daha sonra karık sırtlarının orta noktasına 40 cm üzeri mesafe ile dar çapa kullanılarak 15-20 cm derinliğinde ve 10-15 cm genişliğinde ve 10-15 cm genişliğinde dikim çukurları açılır. Çukurdan çıkan toprak daha sonra dikimde kullanılmak üzere hemen çukurun yanına toprak daha sonra dikimde kullanılmak üzere hemen çukurun yanına dağıtılmadan konur. Tarla bu şekilde dikime hazırlandıktan sonra bu metodun uygulanmasında kullanılacak fideler hazırlanır. Kullanılacak fidelerin boylarının 25 cm’den daha küçük olması ve pişkin fide olması başarı için şarttır. Dikim mümkünse günün serin saatlerinde yapılmalıdır. Dikim her ocağa bir fide gelecek şekilde daha önce çukurdan çıkan toprak kullanılarak yapılır. Dikim esnasında dikim çukurunda sulamaya imkan verecek şekilde bir çanak oluşturulur. Dikimden hemen sonra hiç vakit kaybetmeden her fidenin köküne bir tas su dökülür. Bu metotta bir dekar alanın dikimi için ortalama bir işçi yeterlidir. Dikimden birkaç gün sonra bitkilerin yeni yaprak çıkarmaya başladığı dönemde sulama karıkları ve sırtlara bitkiye temas etmeyecek şekilde Sencor uygulaması yapılır. Bundan sonra hasada kadar sulama ve tarımsal savaş dışında diğer yetiştirme şekillerinde görülen bir çok bakım işlemine gerek kalmaz. Bitki susuzluk belirtisi gösterdiği zaman sulamalar karıklardan sızdırma şeklinde yapılır. Karıkların derin ve geniş oluşu sulama aralıklarının uzamasını sağlar.

5.2. Sulama

 Domates yetiştiriciliğinde sulama verime en çok etki yapan faktörlerden birisi, hatta birincisidir. Herşey mükemmel olsa bile sulama yeterli ve düzenli değilse istenilen verime ulaşılmaz. Sulamanın istenilen şekilde yapılabilmesi de tarlanın tesviyesi ile yakından ilgilidir. Tesviyesi iyi olmayan veya eğim derecesi fazla olan tarlalarda başarılı bir domates yetiştirmek mümkün olamaz. Bu şekilde tesviyesi kötü tarlalarda domates yetiştiriciliği damlama sulama yöntemi kullanılarak yapılmalıdır. Domates tarlasında karık uzunlukları bitkinin su almasına çok önemli ölçüde etki eder. Karık uzunlukları aynı zamanda hasatta da maliyet, kalite ve verim üzerinde önemli etki yapar. Karık boyu 50 m den daha uzun olursa sulama dengesizlikleri ortaya çıkar. Killi topraklarda bitkiler fazla su nedeniyle boğulurlar. Ayrıca karıkların uzun olması halinde toplama esnasında bitkiler çok hırpalanır. Çiçek ve yeşil meyve dökümleri meydana gelir. Bazen çeşide ve bitki gelişmesine bağlı olarak verim kaybı %20-30 gibi büyük miktarlara ulaşır. Ağır killi topraklarda karık boylarının 20-30 m arasında tutulması daha doğru olur.

 Domates ilk sulamada çok dikkat isteyen bir bitkidir. Ağır karakterli topraklarda sulamanın karıklara bir boş bir dolu şekline yapılması daha uygundur. Ağır topraklarda sulama suyu bölünerek birkaç karığa birden yavaş olarak verilmemeli, bilakis bol su ile hızlı bir şekilde sulama yapılmalıdır. Aksi halde sulama ile bitki kökleri hava alamaz ve bitki boğulur. Bu şekilde sudan zarar gören domates bitkileri hemen pörsür,, renk değiştirir ve bitki gelişmesi durur. Bitkiler uzun süre oldukları büyüklerde kalırlar. Verim bu durumda %50-80 arasında düşebilir. Fazla sudan zarar gören bitkiler ilk fırsatta derince çapalanmalı ve toprak havalandırılmalıdır. Çiftçilerimiz arasında bu olaya su kesmesi adı verilir. Bitkiler daha sonraki sulamalarda suya karşı bu kadar hassas değildir.

 Domates yetiştirilecek tarlaya önceden dipkazan çekmek sulamadaki bu tehlikeleri azaltır. Dipkazan ile toprakta oluşan pulluk tabanı kırıldığından fazla su, bitki kökü çevresinde fazla oyalanmadan toprağın derinlerine gideceğinden bitki köklerinin boğulması önlenmiş olur. Aynı zamanda bitki kökleri daha derinlere giderek oradaki su ve besin maddelerinden yararlanır. Bitki daha iyi gelişir ve daha uzun aralıklarla su ister. Sulama aralıklarının uzaması maliyeti düşürür. İlaçlama bakım ve hasat işlerine daha çok zaman ayrılmasını sağlar.

 Tarlada yabancı ot fazla ise ilk sulamadan hemen sonra karık içinde gezilebilir duruma gelince yabancı ot çimlenmeleri başlarken Sencor uygulaması yapılır. Dekara 70 gr ilaç hesabı ile ilaç bitkilerin üstüne gelmeyecek şekilde sulama karıklarının içi ilaçlanır. İlacın etkisi toprak yüzeyinde gözle görülmeyecek şekilde bir film tabakası oluşturması ile ortaya çıkar. Çimlenen ve toprak yüzüne çıkan tun ucu bu film tabakasına çarparak kurur. Bu etkinin uzun süreli olması için ilaçlamadan sonra toprak yüzünde oluşan bu film tabakasının yırtılması gerekir. Bu nedenle de ilaçlamadan sonra çapa yapılmaz. Mecbur olmadıkça karıklar içinde gezilmez. Bu dönemden sonra bitkiler bir yandan çok hızlı bir şekilde gelişirken bir yandan da çiçek ve meyve meydana getirirler.

5.3. Tarımsal savaşım

 Domates yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlılarla savaş son derece önemlidir. Domates üretiminin yaygın olduğu yörelerimizdeki hastalık ve zararlılar farklı olabildiği gibi bütün bölgelerimizde yaygın olarak görülen hastalık ve zararlılarda vardır.

Hastalık ve zararlılarla savaş domates yetiştirilecek olan tarlanın seçiminde başlar. Uzun süre sulu tarım yapılan tarlalarda kök hastalıklarının zarar yapması ihtimali daha fazladır. Aynı kültür bitkisinin aynı tarlada üst üste yerleştirilmesi o bitkide zarara yol açan hastalık etmenlerinin topraktaki yoğunluğunu arttırır. Her bitkinin kök derinliğinin farklı oluşu nedeniyle devamlı olarak aynı bitkinin üretimi yapılan topraklarda besin maddeleri o bitkinin kök derinliğine bağlı olarak azalır. Örneğin soğan bitkisi toprağın 20-25 cm derinliğine bağlı olarak azalır. Örneğin soğan bitkisi toprağın 20-25 cm derinliğindeki besin maddelerini alırken domates bitkisi 1m derinliğe kadar bulunan besinlerden yararlanılır.

 Tarla seçiminde toprağın kök ur yapan ve gözle görülmeyecek kadar küçük olan bu zararlı topraklarda mevcut ise bu zararlıya dayanıklı domates çeşitleri kullanılmalıdır.

 Yabancı otlar pek çok zararlıya yataklık yaparak daha sonra bu hastalık ve zararlıları kültür bitkisine geçirerek zarar yapmasına neden olurlar. Ayrıca yabancı otlar kültür bitkisinin alacağı besin maddelerine de ortak olurlar. İyi bir zirai mücadele yabancı ot mücadelesi ile başlamalıdır.

 Zirai mücadele domates tarımında maliyetin çok önemli bir bölümünü oluşturur. Domates tarımda bu yüksek m&u

« Geri     
Tohum Üreticileri Platformu | Lycopersican esculentum (Domates)
 
 
© Tohumcu.org Tüm Hakları Saklıdır. Değişim Bilişim
 
tohum tohumcu tohumcular tohumculuk tohumu tohumları tohumluk tohumluğu balıkesir sertifikalı standart sebze buğday çeşitleri yetiştiricileri yetiştiriciliği üretimi üreticileri ıslahı ıslahçıları dağıtıcıları alt birliği  birliği firmaları şirketleri sanayicileri Börülce Bakla Patlıcan Turp Bezelye Fasulye Barbunya Marul Kıvırcık Salata Baş Bamya Havuç Enginar Sakızkabağı Balkabağı Kestanekabağı Hıyar Kavun Acur Karpuz Biber Lahana Karnabahar Alabaş Şalgam Kırmızıpancar Pazı Pırasa Kabak soğan   tohumcu